Kadınların Erkeklerden Sakladığı 20 Sır!!!

Tüm sırlar ortaya dökülüyor. Artık arkadaşları ile buluşup, “Kız arkadaşımı ya da karımı anlamıyorum” ile başlayan uzun erkek muhabbetlerine son!

Kadınlar hakkında vereceğimiz ipuçları ile kadınlar hakkında hiç bilmedikleriniz açığa çıkıyor!

Okuduğunuzda, bunları hiç düşünmemiştim bile diyebilirsiniz…

İşte kadınların erkeklerden sakladıkları 20 sır!

1*Kadınlar aldıklarının sadece %20′sini sizlerle paylaşıyorlar.

2*Seks hakkında düşünmek sadece erkeklere özel değil, kadınlar sizler kadar hatta erkeklerden daha çok seks hakkında düşünüyorlar.

3*Genel kanının aksine bağlanmaktan çok korkuyorlar.

4*Her ne kadar modern ve bağımsız olsalar bile hala evin bir erkeği olmasını istiyorlar.

5*Annelerine benzemekten korkuyorlar.

6*Söylenmelerinin ötesinde, kıskanç erkekler hoşlarına gidiyor.

7*Yakışıklı ve seksi ünlü erkekleri hayal ediyorlar ama sizlerden onlar gibi olmanızı beklemiyorlar.

8*Kız arkadaşlarına erkeklere anlattıklarından kat ve kat fazlasını anlatıyorlar.

9*Erkeklerin ev işlerine yardım etmesine bayılıyorlar.

10*Erkeklerine olan sevgilerinden şüphe yok fakat bir daha aşkı ilk günkü gibi yaşayamamaktan korkuyorlar.

11*Saç kesiminiz her ne kadar güzel olmasa da, beğendiklerini söylemekten vazgecemiyorlar.

12*Kız arkadaşlarının söylediği bir sırrı asla erkeklerle olduğu gibi paylaşmazlar.

13*Dolaplarının gizli köşelerinde aylarca para biriktirip aldığımız neredeyse bir ev kirasına eş değer parçaları erkeklere söylemezler.

14*Bazı zamanlarda orgazm taklidi yaparlar ve bunu profesyonelce yaparlar.

15*Birçok zaman akıllarından geçen erotik düşüncelerden utanırlar ve bunları erkeklerle paylaşmazlar.

16*Her ne kadar belli etmemeye çalışşalar bile işteki erkek arkadaşlarının yakışıklı ve çekici olmaları hoşlarına gider.

17*Erkekler her ne kadar çocuklara “Eskiden anneniz ne kadar güzeldi ve yaşlandı” dese bile, kadınlar, erkeklerin güvenini kırmamak için kot pantolonun içinde 10 sene önce popolarının ne kadar seksi durduğunu söylemezler.

18*Hatalarını affettirmek, bazen izin almak ve bazen de söyleyemecekleri birşeyi söylemek için sekse başvururlar.

19*Eskilerden kalma ve çok eğlendikleri günlerin hatırası fotoğrafları ve mektupları hiçbir zaman bulamayacağınız yerlerde saklarlar.

20*Güçsüz bir anlarında bilmemeniz gereken tüm sırlarını söylediklerinde sizden karşılığında tek bekledikleri anlayış ve affetmenizdir.

20120816-145017.jpg

Ünlü Filozofların Sözleri…

Ünlü Filozofların Sözleri
Düşünüyorum öyle ise varım.
DESCARTES

Düşünmeden konuşmanın cezası sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.
GIBBON

Hayatta hiç hata yapmamış birisi zaten hiçbir işe başlamamış demektir.
HENRY FORD

Hayatta hiçbirşeyden korkmayın yalnız;herşeyi anlamaya çalışın. MARİE CURİE

İnsanlar tecrübeleri oranında değil tecrübelerinden aldıkları dersler oranında olgundurlar.
BERNARD SHAW

İnsan aklın snırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye erişemez.
ALBERT EINSTEIN

Olgun insan yapabileceğini söyleyen ve söylediğini yapan insandır.
KONFİÇYUS

Gerçek arkadaş sağlık gibidir.Değeri ancak o yok olunca anlaşılır.
CERVANTES

Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
KONFÜÇYUS

İnsanların yapabileceği en büyük fenalık kendisine olan güvenini kaybetmesidir.
RİCHARD BERNEDİCİ

İnsansal öz, tek tek her bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir. Gerçekliği içersinde, bu, toplumsal ilişkilerin bütünüdür.
KARL MARX

Aristoteles

Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir.
İnsanlar arzularına son olmadığı için, bu arzuları tatmin edecek vasıtalara da son olmamasını isterler.
Arzu öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez; bir çok insanların hayatı, arzuları doyurma yollarını aramakla geçer.
Cesaret kuvvetle birleşince büsbütün artar.
Umut, uyanık adamın rüyasıdır.
Fazileti olmayan insan, hayvanların en kirlisi, en vahşisi, en muhteris ve en doymak bilmez olanıdır.
Adalet önce devletten gelir.
İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür.
Mevkilerini para ile satan kimseler, masraflarını geri almak yoluna düşerler.

Honore de BALZAC

İnsanın en zor katlandığı duygu acımadır, hele hak edince.
Evlenme dâvaya benzer. Mutlaka memnun olmayan bir taraf vardır.
Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma kalır, ne suç, ne namus, ne de ruh.
Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür.
Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.
Bir anne yüreği, dibinde daima af bulunan bir uçurumdur.
Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.
Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.

Bernard SHAW

Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz.
Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim.
Yanlışlık fare deliğinden geçer, doğruluk kapılardan sığmaz
Susmanın kudretine inanıyorum. Bu mevzu üzerinde saatlerce konuşabilirim.
Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında.
Bir kelime yeterlidir, gerisi laftır.
Moda kadınlara benzer, onun da havası vardır.
Her şeyi düşünmek, çoğun her şeyi düzene sokmak demektir.
Birçok insanın korkak olmaya cesareti yoktur.
Yazı ile insan daya iyi yalan söyleyebilir.
Zekanın sakıncası, insanı devamlı surette bir şeyler öğrenmeye zorlamasıdır.
Erkeğin de, kadının da terbiyesi birbirleriyle tartıştıkları zaman belli olur.
Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret diye o işi her zaman yaptıklarını söylerler.
Akıllı adam aklını kullanır, daha akıllı adam başkalarının da akıllarını kullanır.
Ben şaka yaparken gerçekleri söylerim, çünkü gerçekler dünyanın en gülünç şakalarıdır.
Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır. Eğer onları bulamazlarsa, kendileri yaparlar.
Parayı kazanmadan harcamaya nasıl hakkımız yoksa, mutluluğu da üretmeden tüketmeye hakkımız yoktur.
Değişmez kural, değişmez kuralın olmayacağıdır.
Çocuklarınıza ders vermek istiyorsanız (bu hiç de gerekli değil) kendinizi örnek gösterin. Ama sizin gibi olmaları için değil, sizin gibi olmamaları için.
Yapabilenler yapar; yapamayanlar yapmayı öğretir.
Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler.
Yalancının cezası; kimsenin kendine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır.
Merhamet sevgiye yakınsa, minnet onun aksine yakındır.
Ahlak duygumuz, ihtiraslarımızı kontrol eder.
Aşk, insana vakar, ağırbaşlılık, hatta güzellik verir.

DOSTOYEVSKİ

Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmazlar.
Çocuk, dünyanın en büyük saadetidir.
Çocukları seven hayatı da sever.
Evlenme, boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikâh sağlam kalmazdı.
Gözyaşları kurur.
Hayata yeniden başlasaydım , saniyelerin nabzını tutardım.
Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız ana baba evinden kalan hatıralarımızdır.
İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur.
İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür.
İnsanların saadet kadar felakete de ihtiyacı vardır.
İster tatlı, ister acı olsun, hatıra insana ıstırap verir.
Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır.

Johann Wolfgang Von GOETHE

Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır: Zamanınızı ve neşenizi çalarlar.
Aşk ve sevinç büyük çabaların kanatlarıdır.
Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli.
Bir şey her şey için, her şey bir şey için vardır.
Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar.
Gönlümüz bize aklımızdan daha yakındır.
Görev, içinde bulunduğumuz zamanın bizden istediği şeydir.
İnsan ancak anladığı şeyi duyar.
İnsan kendini hiçbir yerde, karıncalar gibi kaynaşan kalabalığı yarıp geçtiği zamanki kadar yalnız hissedemez.
İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı, ancak baba olduğu zaman duyar.
İnsanın bir şeyi öğrenebilmesi için her şeyden önce o şeyi sevmesi gerekir.
Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.
Mükemmel insanların aksayan tarafları daha çok göze batar.
Samimi olmayı vaad edebilirim; tarafsız olmayı asla.
Sevmek, inanmak demektir.
Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.

KONFÜÇYÜS

Vefa ve samimiyet ilk prensipleriniz olmalıdır.
Eğer kusurların varsa, onlardan kurtulmaya çalışmalısın ve bundan korkmamalısın.
Yapılmış şeyler üzerinde konuşmak lüzumsuzdur, geçmiş şeyleri ayıplamak da manasızdır.
Bir insan sabahleyin doğru yolda ise, akşam saatlerinde de öyle kalacak ve bundan pişman olmayacaktır.
Tevazu ile konuşmayan bir kişi, zamanla bununla ilgili bütün kelimeleri de tamamıyla unutabilir.
Kelimelerin kuvvetini bilmeyen insanlarla esaslı bir konuyu konuşmak mümkün değildir.
İhtiyatlı insan nadiren hata işler.
Doğaya göre bütün insanlar birdir, fakat pratikte birbirlerinden dehşetli ayrılık gösterirler.

William SHAKESPEARE

Aklın bağlamadığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir.
Hiçbir miras, doğruluk kadar zengin değildir.
İnsanların yaptıkları fenalıklar arkalarından yaşar, iyilikler çok zaman kemikleriyle beraber gömülür.
Herkese kulağını, ama çok azına sesini ver.
Ah! Bu kadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor.
İyimser, yaranın üstünde artık kabuk, kötümser ise kabuğun altında yine yara görür.
Bazı yıkılışlar, daha parlak kalkınışların teşvikcisidir.
Konuşmadan önce düşün, hareket etmeden önce ölç.
Geçmiş bir dost için yakınmak yeni dertler edinmektir.
Cehalet Tanrının laneti olduğuna göre, bilgi göklere uçabileceğimiz kanatlardır.
Nasıl bir at, üzerindeki zengin koşumların farkına varmazsa insan da içinde yaşadığı nimetlerin öyle farkına varmaz.
Bir iftira başka iftiraları doğurur.
Aşk bir deliliktir.
Daha iyi, iyinin düşmanıdır.
Yiğitlik intikam kazanmakta değil, tahammül göstermektedir.
Geçmiş bir felakete üzülmek, bir yenisini davet etmenin en emin yoludur.
Aslında hiç bir şey iyi veya kötü değildir. Her şey bizim onlar hakkında düşündüğümüze bağlıdır.

Leo Nikolaevich TOLSTOY

Af dileyen, kendi kendini itham eder.
Aşk, kızıl gibi geçirilmesi gereken bir hastalıktır.
Bekleyebilen için herşey iyi sonuç verir.
Bir insanı, bulunduğu mevki ile değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmelidir.
Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.
Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
Hırsları kökünden atmak mümkün değildir. Onları sadece asıl ülkülerine doğru yöneltmeğe çalışmalı.
İnanç, hayatın kuvvetidir.
İnsanlar seni, istedikleri kadar bilsinler, ama kendi kendini aldatabilir misin?
Öyle davran ki, senin iraden kendini bir kanun koyucu gibi hissetsin. Öyle davran ki, bu davranış yanında insanlığı bir araç değil bir amaç olarak göresin. Öyle davran ki, senin iradenin bir kanun gibi genel geçerliliği olsun.
Savaş, mızraklı, trampetli bir bayram değildir. Onun manzarası kandır. Ölümdür.
Tarihin konusu, kavimlerin ve insanların hayatıdır.

Victor HUGO

Öğrendikten, sevdikten sonra daha çok acı çekeceksiniz
Barış, her şeyi hazmeden mutluluktur.
Çalışma uçup gidebilen bir alışkanlıktır; bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlık.
Ölüm bu; ne hükümdar tanır, ne soytarı; herkesi aynı iştahla yutar.
Hayat, felaket, yalnızlık, yüzüstü bırakılmışlık, yoksulluk kendine göre kahramanları olan savaş alanlarıdır.
Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama, torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz.
Kadınsız bir erkek horozsuz bir tabanca gibidir; erkeği ateşleyen kadındır.

F.M.Arouet VOLTAIRE

Ayrılık, tatmin edilmeyen aşkı arttırır.
Her zaman zevk, zevk olmaktan çıkar. Bir şeye düşkünlük hayvanlarda bile yoktur.
Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı duramaz.
İnsan zeka karşısında eğilir ama şefkat karşısında diz çöker.
İnsanoğlu hiç de kötü olarak yaratılmamıştır; ama hastalandığı gibi kötüleşir de.
İyi bir taklit, kusursuz bir yaratıştır.
Kendi nefsine hakim olan, dünyaya hükmedebilir.
Pek az insan başkalarının deneylerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır.
Seçilmiş birkaç kitaptan güzel ne olabilir.
Tanrıya ettiğim dua pek kısadır; Tanrım düşmanlarımı gülünç duruma düşür.
Vahşiler hariç, bütün insanlar, kitapların hükmü altındadır.
Vatana sadakatla hizmet edenin atalara ihtiyacı yoktur.
Vatanımız, bütün asil ruhlar için en mukaddes bir yerdir.
Yarabbi ben düşmanlarımı yenmeğe kadirim. Sen beni dostlarımdan koru.

20120816-142301.jpg

Bebeğiniz Çiğneyerek Yemek Yemiyorsa…

Kızım Duru sezeryanla dünyaya geldi.Ufak tefek aksaklıklar olsada başarılı bir dogumdu.
Fakat sütüm hiç olmadı,belki bir kac damla,o da yeterli olmadı tabii ki…Bunu ilk zamanlar kafama takmış olsamda sonradan bebeğimin saglıgının yerinde olması ve kullandığım mamaların kızımın gelişiminde anne sütünden farklı olmadıgını gormek icimi rahatlatmıştı.

Ama aylar ilerledikçe mamaların kızımı doyurmadigini gördüm ve doktorumuza başvurduk,Duru daha 3 aylikken muhallebilere geçmeye başladık.Tabi dişlerimiz olmadıgı icin direk yutma alışkanlığımız gelişti.

Zaman ilerledikçe kahvaltılarımız,öğle yemeklerimiz ve yediğimiz her öğün bulamac seklinde yada püre seklinde olmaya başladı.Doktorumuz artık taneli seyleri yemeye başlamalı dediğinde bile ben korkumdan buna bir türlü başlayamadim,her denemem kusmuk temizlemekle sonuçlandı.

Gittigimiz heryerde Durudan küçük cocukların çubuk krakerleri,patates kızartmalarını çatır çatır yemeleri sinirimi bozuyordu.Ama biz 1 yasına gelmemize rağmen hala herseyi püre halinde yiyorduk,o zamana kadar yaklaşık 5-6 tane blender eskittim.Artik bu durum büyük bir sorun haline gelmeye başlamıştı.

Doktorumuz artık Durunun benimle cigneyerek yemek yemeyi öğrenemeyecegini ,anaokuluna giderse diğer cocukları görerek ogrenebilecegini söyledi.
Duru 1,5 yaşındaydı açıkcası 3 yasindan once anaokuluna göndermek istemiyordum,oyun Grubu’da olsa cocuklar hastalıktan sapır sapır dökülüyorlardı.

Ve bir sekilde tamamen bana ait olan bu hatayı düzeltmek icin uğraşmaya başladım.İlk önce yiyecekleri ezmeden verdim,kustu,kusunca uzun süre yemek vermedim,heryere ekmek ,kraker gibi yiyecekler koydum,ama inat etti yemedi,bende dayanamayıp püre seklinde yedirdim.Her defasında o kazandı.
Zaman geçiyordu,Duru 2 yasına geldi.Bir ara psikologa bile gitmeyi düşündüm.O kadar ugrastim ki artık pes etmiştim,gittiği yere kadar böyle gidecekti,elbet bir gün yiyecekti.

Sonra bir aksam Durunun çorbasının içindeki ekmekleri çiğnemeye başladığını gördüm,ama tesadüftur dedim.Ertesi gün makarnayı püre yapmadan verdim ve Duru çiğniyordu,o gün hayatımın en mutlu günüydü neredeyse ağlayacaktim.İlerleyen günlerde herseyi yemeye başladı ve sorunumuz geçte olsa çözüldü.
2 yil boyunca denemedigim hiçbir yöntem kalmamasına rağmen kızımın bu yöntemlerle değil,kendini hazır hissettiği zaman püre gıdalardan kurtulmuş olması Umarım sizede yol gösterir.Cocuğunuzu zorlamayın,etrafta konuşulan saçma sapan seylere de inanmayın,onu özgür bırakın,O kendini hazır hissettiği zaman mutlaka çiğneyerek yiyecektir…

20120816-135758.jpg

Amerika Vizesi Nasıl Alınır???

Merhaba; bu yazıyı Amerika’ya vize almak isteyen ve yalan yanlış bir sürü bilgiyle benim gibi kafası karışan herkes icin yaziyorum,biraz uzun bir yazi ama okumanizi siddetle tavsiye ediyorum…

Öncelikle kendimi tanıtayım,evliyim ve 2,5 yasında bir kızım var.Lise mezunuym,Kizim dogmadan önce 15 yillik bir calışma hayatım oldu,ama o dünyaya geldikten sonra ev hanımı olmayı tercih ettim,çeşitli gıda sektörlerinde orta düzey yöneticilik yaptım.

8 yıldır evliyim,esim 32 yasında onunda 14 yillik bir calışma hayatı var,lise mezunu ama şansı yaver gidenlerden ,Türkiye’de herkesin bildigi iyi firmalarda istikrarlı bir calışma hayatı var.

Gelelim maceramıza…Esim ve ben daha önce hiç yurtdışına çıkmadık,eğer Kıbrıs yurtdışı sayılıyorsa,bi oraya gittik,neden bilmiyorum hep yurtiçinde tatilimizi yaptık…

Sanırım pasaport çıkartmak,o kadar evragi hazırlamak ,vizeye başvurmak zor ve maliyetli bir is olarak geliyordu,sanki yurtdışına çıkanlar uzayliymis gibi;)tabi birde ev hanımı oluşum ,hiç yurt dısına çıkmamış olmam sanki imkansız gibi geliyordu vizeyi almak (tabi benim icin)…
Ve aylardan Haziran (2012),eşimle arabada gidiyoruz ve tatil muhabbeti yapıyoruz,sonra birden yurtdışına gitsek ya dedik,konuşma uzadıkça uzadı ,nereye gideriz ne yaparız derken Newyork’ta karak kıldık;)

Ve süreç başladı,biz biraz şanssızdık,çünkü ilk kez pasaport çıkartacaktık ve o sırada ülkemizde çipli pasaport krizi yaşanıyordu,neyse pasaporta başvurduk,kızım ,esim ve ben 3 yillik pasaport icin ödemelerimizi yaptık,21 Haziran 2012′de de emniyete tüm evraklarımızı teslim ettik…
Ve beklemeye başladık,bir kac kez emniyete gittik geldik,hala gelmedi diye,neyse 29 Temmuz’da pasaportlarımız elimize ulaştı…

Asıl şimdi başlıyordu,ne yapacaktık,nasıl bir yol izleyecektik hiçbir fikrimiz yoktu,bu ilk vize başvurumuz olacağı icin profesyonel bir yardım almamız gerektiğine inandık ve vize danışmanlık şirketi aramaya koyulduk.
Bankada ne kadar para gosterecegimizi bilmiyorduk,kimi danışmanlık şirketi 20-25 bin,kimi şirkette en az 40 bin göstermemiz gerektiğini söylüyordu…

Bir arkadasımız vasıtasıyla İstiklal caddesinde bir danışmanlık şirketi bulduk ve görüşmeye gittik,durumumuzu anlattığımızda bize daha önce yurtdışına çıkmadığımız icin zor olabileceğini söyledi,fakat esimin çalıştığı şirketleri ve uzun yıllardır aynı işyerinde çalıştığını duyunca evraklarınızı hazırlayıp getirin randevu alalım dedi.

Gelelim evraklara:
*calisanlar icin son 4 aylık maaş bordrosu
*sirket imza sirkulleri
*sirket faaliyet belgesi
*sirket resmi gazetesi
*sigorta ise giriş bildirimi
*sirket antetli kağıdına konsolosluğa hitaben yazılmış İngilizce yazı
*banka hesap cüzdanı
*kendinize yada aile bireylerine ait varsa tapu yada arac ruhsatı
*vize ücret dekontu 160 USD
*2 adet 5*5 arka fonu beyaz fotograf (fotoğrafçıya amerika konsolosluğu icin derseniz o bilir)
*pasaport ,bitimine en az altı ay kalmış olması lazim ( ama benim önerim mümkün olduğunca uzun olması 2 yillik yada 3)

Evet evraklar bunlar. Biz bu evrakları hazırlayıp danışmanlık şirketine teslim ettik,bankada 17.500 tl gösterdik,anne ve babamin üzerine iki ev vardı onların tapusunu ve arabamizin ruhsatını koyduk evraklara ,konsolosluktan randevu almakla hiç uğraşmadık ,danismanlik şirketi bizim adımıza randevuyu aldı ,vize harcı olan 160 dolarıda onlar ödedi ( 3 kisi oldugumuz icin toplam 480 usd)ve formumuza ekledi.Ayrica randevu gunünden önce doldurulup konsolosluğa gönderilen ds160 denilen bir form var onuda hiç görmedik,danismanlik şirketi doldurup göndermiş,açıkcası sadece belgeleri teslim ettik gerisini şirket halletti.(

Birde önemli olan konu calistiginiz şirketin yazacağı yazı onu yeğenim avukat arkadaşlarına İngilizce olarak yazdırdı,yazının sonunda ornegini paylaşacağım)

Randevu gunümüz 9 Ağustos 2012 Perşembe saat 9:30…

Sabah erkenden kalktık,elimizde hiçbir evrak yoktu ,pasaportlarımızda dahil hepsi danismanlik sirketindeydi,onlarla saat 9:00 da İstanbul Amerikan Konsolosluğunun önünde buluşacaktık ve bize nasıl davranmamız gerektiği hakkında telkinlerde bulunacaklardi:)

Bu arada otel ve uçak rezervasyonu birde seyahat sigortası istemiyor amerika konsolosluğu ,eğer yaptırırsanız ters tepebiliyormus,’sen zaten vizeyi alacağında emirsin gibi’ danismanlik şirketi bize eger vizeyi alırsak su tarihlerde şuraya gideceğiz dememizi söyledi yani rezervasyon falan yaptırmadık,sadece gideceğimiz tarihleri ve sehri beyan ettik evraklarda…

Neyse saat 8:30 Amerikan konsolosluğunun onundeyiz öyle yokuslu bir yol ki arabayı zar zor parkettik.iki dirhem bir çekirdek giyinmistik eşimle ,topuklu ayakkabılar falan)
Tam konsolosluğun önünde 2-3 tane kafe var ,bir sürüde bekleyen insan,gittik bizde o kafelerden birine oturduk,konsolosluk kapısının önünde bahçede 2 polis var randevu saatlerine göre sokağa doğru bağırıyorlar ‘saat 8:30 kalmasinnnn!!!’:)))

Heyecan bastı eşimle beni daha evraklarımızı getirecek adam piyasada yoktu,bir an icin endişelendik acaba gelmeyecek mi diye:)neyseki elinde evraklarla bir genc çıktı geldi.3 ayrı dosya ,kızıma,bana ve eşime ait,bu arada kızım küçük olduğu icin getirmedik onu gerek yokmuş…İnanın bize teslim ettigi dosyalarda ne olduğunu hiç bilmiyoruz,elimize aldık ve bize ‘panik yapmayın sakin olun ,mülakattan sonra ofiste görüşürüz ‘ dedi ve gitti.
Konsolosluğun bahçesine doğru ilerledik 2 polis çantamızı aradı ,isimlerimizi listeden kontrol etti ve kuyruğa girin dedi.

Kuyrukta yaklaşık 20 kisi vardı,sırayla binadan içeri alınıyorduk.Etrafıma baktığımda herkes öyle özensiz giyinmistiki,taytlar,parmak arasi terlikler,şortlar,bir biz iki dirhem bir cekirdektik ve millet bize bakıyordu,olsun dedik sonuçta resmi bir kuruma geldik,aldırmadık cok fazla…

5-6 dakika bekledikten sonra sıra bize geldi,kapıdan içeri girdik x-ray cihazından geçtik ,polisler tekrar isimlerimizi ve pasaportlarımızı kontrol etti ve uzunca bir koridordan yürümeye başladık.
Biraz ilerledikten sonra küçük bir masa gordük ,masada oursan adam evraklarımızı aldı ,ayırdı lastikledi,zimbaladi bişeyler yaptı verdi,2.kata çıkın dedi ve asansöre bindik 2. Kata çıktık.

Virajli bir koridordan ilerledik sandalyelerin dizili olduğu yan tarafı açık bir yere geldik ,bir kac insan orada oturmuş bekliyordu,sonra bir kapı gördük üstünde sıra numarası alın yazıyordu,içeri girdik,yaklaşık 200 metrekare bir ofis ,sonunda önü camlı bir sürü vezne ,karşısında ups kargonun masası ,ortasında bir sürü sandalye ve bekleyen insanlar ve aynı bankadaki gibi numara yanıp sönen tabelalar ve elektronik bir ses “sıra numarası 112 – 3 numaralı vezneden bekleniyorsunuz “

Danışma gibi bir masadan numaramızı aldık ve oturduk beklemeye başladık.
Derken cok geçmeden numaramız yandı,vezneye gittik,camın arkasında türk bir bayan pasaportlarımızı aldı kontrol etti ve oturun numaranız tekrar yanacak dedi,oturduk ve tekrar beklemeye koyulduk.2-3 dakika sonra numaramız tekrar yandı,yine vezneye gittik ve parmak izi alınan makinada parmak izlerimiz alındı ve bize bahçede bekleyin çağıracaklar dedi,kapıdan çıktık ve sandalyelere oturduk…

O sırada acaba mülakat nerede olacak diye merak ediyorduk,5 dakika sonra numara aldığımız ofisin diğer kapısından bir adam çıktı ve numarası şu olanlar gelsin dedi,yine aynı ofise girdik,megerse aynı yerin son 3 veznesinde mülakat yapıyorlarmış ,yalnız yapanlar bu sefer türk değil türkce konuşmaya calışma Amerikalılar;)

Bu arada türkce yada İngilizce konuşmak artı yada eksi değil bilmenizi isterim…

Neyse; ilk veznede hafif toplu güleryüzü bir kadın,2. Veznede zayıf genc bir adam,3. Veznedekini göremedim:)

Başladık sorulan sorlari dinlemeye:)duyabilecek kadar yakındık çünkü:)hep aynı soru nereye gidiyorsunuz,neden gidiyorsunuz?

Bizden önceki 4 kisiden 3′ü vizeyi aldı,ama evrakları cok incelendi,bende o sırada elimdeki evrakları düzenlemeye başladım,isterler diye,o 4 kisiden 4.sü ne vermediler,tabi ben o anda çöktüm,acaba alamayacak miyiz diye:)
Ve beklenen an numaramız yandı,ortadaki genc amerikalıya düşmüştük:)
Vezneye yaklaştık ve diyaloğumuz:
İlk önce pasaportlarımızı ve vize dekontlarimizi aldı inceledi…
Görevli:Merhaba ……..Bey Amerika’da nereye gidiyorsunuz?
Eşim. :Newyork’a
Görevli:ne zaman gidiyorsunuz?
Esim. :15-22 Eylül arasi ,1 haftalığına yillik iznimizi orada değerlendireceğiz.
Görevli:……bey ne is yapıyorsunuz?
Esim. :radyo programcısı ve müzik direktörüyüm
Görevli:Hanımefendi siz calisiyormusunuz?
Ben. :Hayır ,kızımla ilgileniyorum…

Sonra bir sessizlik tikidi tikidi bilgisayara bişeyler yazdı,tekrar esim ve benim parmak izlerimizi aldı ve ups masasına geçin deyip elimize 3 tane beyaz küçük kağıt verdi.yaklasik 40 saniye sürdü görüşmemiz ve hiçbir evragi istemedi.Ve biz vizeyi almıştık,bu kadar basit olmuştu!!!
Biz o heyecanla ups kargonun sırasına girdik ,etraftaki bütün insanlar bize bakıyordu,ne çabuk aldınız diye ,3 pasaport basına 45 tl kargo ücreti verdik ve konsolosluktan çıktık.Hala şaşkınlık içindeydik,nasıl oldu,bumuydu:)peki kac yillik almıştık,hiçbirşeyi bilmiyorduk,direk vize danismanlik şirketine gittik,malum paramizi ödeyecektik:)
Toplam 750 dolar ücret ödedik şirkete ,bunun 500 doları zaten 3 kişilik vize ücreti ve konsolosluk randevu ücreti olan 20 dolardı.yani 250 dolar hizmet bedeli aldılar bizden.cok kolay aldık dedik danismanlik şirketine,onlarda bize onlar siz gitmeden gönderdiğimiz formdan sizin secerenizi döküyorlar dedi:)
Mutlu Mesut bir sekilde eve döndük ,2 gün sonra Cumartesi gunü pasaportlarımız geldi.2022 yılına kadar 10 yillik vize almıştık:)))yuppiiiii!

Bizim hikayemiz iste böyle,yalnız yazacağım bir kac şey daha var,hani nette benimde okuduğum su iste öyle davranın ,böyle konusun ,su kadar para gösterin diyorlar ya hikaye….

Eğer uzun zamandan beri sigortalı çalıştığınız bir isiniz varsa ,belgelerinizde döneceğinizi garanti ediyorsanız vize cepte demektir.zaten siz oraya gitmeden onlar size vize verip vermeyeceklerini coktan belirliyorlar,sanırım ögrencileri biraz zorluyorlar,çünkü gidecek ogrencilerin dönüşünün garantisi yok.Ha birde bizim bir avantajımız su olabilir ,esimin annesi,babası ve iki ablası da bir cok kez Amerika’ya seyahat etti,belki onları da gormuş olabilirler.

Sonuc itibariyle esim ,kızım ve ben daha önce hiç yurtdışına çıkmadığımız halde 10 yillik vizemizi Amerika’dan aldık,umarım gidecekler icin faydalı bir yazı olmuştur,tavsiyem mutlaka danismanlik Sirketiyle basvuru yapın,hiçbirşeyle ilgilenmiyorsunuz ve yanlış yapma olasılığınız ortadan kalkıyor,benim gittiğim şirketi merak ediyorsanız İstanbul taksim siraselvilerde MKM vize danismanlik şirketi,şimdiden basarılar:))))

20120816-123426.jpg

20120816-123549.jpg